
Aspendos antik kentinin bugüne ulaşmış en önemli kalıntılarından biri de kente 25 km. uzaklıktaki Toros dağlarından ve vadilerinden kaynak suyu getiren Aquadukt/Su Kemerleri`dir. Birleşik kaplar sistemine göre çalışan bu su kanalları, düz platolarda 15m., bazı noktalarda da 30m. yüksekliğinde kemerler üzerine inşa edilmiş ve yer yer çift katlı yapılmış, dönme noktalarına da yüksek kuleler eklenmiştir. Bu su kanalları, günümüzde, dünyanın sayılı Roma dönemi su kanalları örneklerinden sayılmaktadır. Eurymedon/Köprü Çayı`nın üzerinde, Roma döneminde temeli blok taşlardan, sonrada, Selçuklular tarafından yıkık temel üzerine, sekiz sivri kemerli olarak tekrar inşa edilmiş olan bir köprü bulunur. Bu köprünün önünde M.Ö.469`da Persler, Kimon komutasındaki birlik donanmasına karşı verdikleri deniz savaşında yenilmişler ve böylece 800 kalyondan oluştuğu belirtilen birlik donanması, dünyanın ilk büyük deniz zaferini elde etmiştir. Bu zaferden sonra Persler, Anadolu`da karada yaptıkları savaşlarda da bozguna uğramış, yenilerek Anadolu`dan geri çekilmeye başlamışlardır. Bugün Çay kenarında turistik alışveriş merkezleriyle alabalık restoranları bulunmaktadır.
Aspendos kenti kralının Belkıs isminde, güzelliği dünyaya ün salan bir kızı vardır. Uzak ve yakın ülkelerden sayısız önemli kişiler bu kızla evlenmek için krala başvururlar. Kral sonunda, kızının isteklileri arasında bir yarışma düzenler. Bu yarışmaya göre Aspendos kenti için en güzel ve en faydalı eseri kim yaparsa kral kızını ona verecektir.
Sanatçılar, şairler ve filozoflar, kendi becerilerine göre, birer eser meydana getirir. Kral bunları teker teker görür. Bir mimar, yıkıntıları hala görülen su kemerlerini yapar. Kral bu eserin parlaklığı ve kente vereceği fayda karşısında hayranlığını bildirir. Daha sonra kral en son yarışmaya katılanlardan birinin yaptığı tiyatroya gider. Yanındakilerle önce kral locasına gider ve daha sonra revaklı galerilerin bulunduğu en üst kısma çıkar ve etrafı incelemeye başlar. Bu arada kulağına şu sesler gelir.
“Kral kızı benim olmalıdır; kral kızı benim olmalıdır... “Kral, yanı başında söylenmiş gibi kuvvetle duyulan bu sözlerin sahibini araştırır. Bir de bakar ki, galeriye bir hayli uzak olan sahnede bir genç yalnız başına dolaşmakta, kendi kendine konuşmaktadır. Gencin ağzından fısıltı halinde çıkan bu sözler mükemmel akustik sayesinde büyüyüp kralın kulağına ula şmaktadır. Kral buna hayret etmekten kendini alamamıştır. Pek az düşünür ve daha beklemenin lüzumsuzluğunu anlayarak hemen orada kararını verir: “Kızımı bu gence vereceğim.” Çünkü yapılan eser hakikaten görkemli bir şekilde gözlerinin önünde durmaktadır. Kralın kararından sonra hemen düğün hazırlıklarına başlanır. Herkes bu evlenmeyi içten istemektedir. Kısa zamanda her şey tamamlanır ve iki genç zengin bir düğün töreniyle evlenirler.
Diğer bir rivayete göre, ki bunu bize Aspendos’taki Belkıs Tiyatrosunun içinde bulunan bir taş üzerinde Belkıs in ikiye bölünmüş mermerden portresi doğruluyor. Kral bu iki muhteşem eser karşısında ne yapacağını şaşırarak hak geçmesin diye kızını iki parçaya bölerek iki mimara taksim etmiştir.





